Türkiye mobilya sektörünün önde isimlerinden İstikbal, yurt dışında hızla büyümeye devam ederek, yatırım rotasını son olarak Avrupa’nın gözde ülkesi Fransa’ya çevirdi.
Avrupa’nın gözde ülkesi Fransa’da 3 gün arka arkaya mağaza açan İstikbal, Hollanda’dan sonra yerini Fransa’da da sağlamlaştırdı. Fransa’nın en önemli şehirlerinden Reims, Marsilya ve Blois’te ortalama bin metrekarelik her tür ürünün yer aldığı İstikbal mağazalarının açılışı Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Boydak, Marsilya Başkonsolosu Özer Aydan ve Türk iş adamları derneklerin katılımı ile gerçekleşti.
Açılış töreninde konuşma yapan Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Boydak, “Avrupa kültürü ile İstikbal markasını buluşturmak ve Avrupa’nın en önemli ülkelerinde ürün ve hizmetlerimiz ile beğeni ve başarı kazanmak bizim için çok gurur verici bir süreç. Fransa’da arka arkaya 3 yeni mağaza daha açtık ve hedefimiz yakın dönemde bu sayıyı 20′ye çıkarmak. İstikbal 2010 yılında hızla Avrupa’da yatırımlarına ve büyümeye devam edecek” dedi.
İstikbal, Avrupa’daki mağaza sayısını 49′a çıkartırken, son mağaza yatırımları ile yurt dışındaki sayısını ise 229 yükseltti. Türkiye mobilya sektöründe 52 yıllık tecrübesi ile sektörün lider markası olan İstikbal, Fransa’da mağaza sayısını 9′a çıkartırken, 2011 yılında ise bu rakamı 20′ye yükseltmeyi hedefliyor.
İstikbal, yurt dışı hedefleri doğrultusunda Almanya, İngiltere, Belçika Avusturya, Yunanistan, Hollanda’dan mağazaları bulunuyor.
Türkiye İş Kurumu (İşkur) Adana İl Müdürü Haşim Meydan, işsizlik oranında Türkiye’de Şırnak’tan sonra ikinci sırada yer alan Adana’da, işsizlerin iş beğenmemelerinden yakındı.
Meydan, kuruma müracaat edenlere günlük 15 lira ödeme yaparak mesleki kurslara yönlendirdiklerini, ancak iş isteyenlerin kursa gitmeye veya çalışmaya gelince istikrarsız davrandığını söyledi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Adana’nın yüzde 20.5’lik oranla, en fazla işsize sahip ikinci kent olduğunu belirten Haşim Meydan, TÜİK’in işsizlik raporunu yüksek bulduğunu söyledi. İşkur olarak Adana’da işsizlik oranının yüzde 20.5 olmadığını düşündüklerini kaydeden Meydan, şunları söyledi, “Tarım kesiminde çalıştırılmak üzere Doğu ve Güneydoğu’dan birçok işçi getiriyoruz. Adana’da işsizlik varsa niye bu bölgelerden işçi geliyor? Adana’da işsizlik değil, iş beğenmezlik var. Bunu rahatlıkla iddia ediyorum. İşçiye iş beğendiremiyoruz. Daha iyi, güzel ve daha rahat iş istiyorlar. O yüzden de işsizlik oranımız fazla çıkıyor” dedi.
Adana’da 53 bini aşkın kayıtlı işsiz bulunduğunu belirten Haşim Meydan, “Adana genelinde kayıtlı çalışan işgücü sayısı 352 bin kişi. En azından bir o kadar da kayıt dışı çalışan vardır. İşin en iyi tarafı, artık çoğu insanın İşkur’a başvuruyor olabilmesi” diye konuştu.
‘SANAYİCİ İSTERSE ELEMAN YETİŞTİRİRİZ’
Haşim Meydan, büro hizmetleri için açılan kurslara başvuruda uzun kuyruklar oluşurken, sanayiye yönelik kursa başvuracak kişi bulmakta zorluk çekildiğini söyledi. İşkur’un çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak, istihdamı artırmaya yönelik mesleki kurslar açtığını ifade eden Haşim Meydan, şunları söyledi:
“Bu kurslara katılan kursiyerlere günlük 15 lira ödeme yapıyoruz. Yani hem mesleki kursa gönderiyoruz, üstüne bir de para ve yüzde 50 istihdam garantisi veriyoruz. Yine de yeteri kadar katılım sağlayamıyoruz. Kaynakçı, doğalgaz ve döküm gibi sanayiye yönelik kurslar açtığımızda katılacak adam bulamıyoruz. Sanayiciler bizden yeterince yararlansın. Portföyümüzde tıp doktoru hariç her meslekten işgücü var. Şayet istedikleri nitelikte eleman kayıtlı değilse bile biz yetiştiririz.”
Meydan, Adana’da geçen yıl 11 bin 480 kişinin işsizlik ödeneğinden yararlandığını belirtti.
ŞENER Şen, son dönemde vizyona giren birçok film olmasına rağmen neden sinemadan uzak kaldığını açıkladı.
Sinema seyircisinin filmlerine büyük ilgi gösterdiği usta oyuncu, “Güzel bir proje olursa elbette sinema yaparım. Ben de isterim ama şu anda karşımda öyle bir senaryo yok. Bu yüzden ben de sinemada yokum. Ama aklıma yatan bir öneri gelirse de hayır demem” dedi.
ÖZEL bir televizyon kanalında yayınlanan ‘Var mısın Yok musun’ adlı yarışma programından sonra ‘Yetenek Sizsiniz’ ile dikkatleri üzerine çeken yapımcı Acun Ilıcalı ile jüri üyeleri Hülya Avşar ve Ali Taran, yarışmanın İzmir ayağında Ege Üniversitesi’nde düzenlenecek elemeler öncesi Alsancak’ta yemek yedi.
Zafer Dev’in sahibi olduğu Topçu Restoran’da özel olarak hazırlanan çöp şişi yiyen Acun Ilıcalı, Ali Taran, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu yemeği çok beğendi. Her gittiği kente kızını yanında götüren Hülya Avşar, Zehra’yı İzmir’de de bir dakika olsun yanından ayırmadı.
Tuğba Erbil’in, ünlü şovmenin çapkınlıklarına artık dayanamayıp boşanma davası açmaya karar verdiği öne sürüldü. Haberlerin aksine mutlu bir evlilik sürdürdüklerini söyleyen Erbil, “Kimse evliliğimle uğraşmasın. Ben eşimi çok seviyorum, böyle bir kadını nerede bulurum” dedi. Buna rağmen Tuğba Erbil’in, “Evliliğimizde her şey süper gidiyor diyemeyiz, bunlar evliliklerde olur. Bir karar alsak, herkesin haberi olur” dedikten sonra telefonlarını kapaması soru işaretlerine neden oldu. Ünlü şovmenin eşini boşanma kararından vazgeçirmek için her türlü çabayı gösterdiği gelen bilgiler arasında.
Ezel dizisi ile yıldızı parlayan Sarp Akkaya, dizideki rolünü, gelecek planlarını ve tiyatro sevdasını anlattı.
Sizi “Ezel” dizisinde Tevfik rolünde izliyoruz. Rolünüzden ve dizinin yakaladığı başarıdan bahseder misiniz?
- Şimdiye kadar pek çok dizide rol aldım, keyifli ortamlarda çalıştım. Bu iş de diğerleri kadar keyifli ama bir başka anlamda da kendi türünde tek bir iş. Zor olan şeyleri yapmak isteyen bir iş ve bunu başarıyor. Bu dizide olmayı kendi adıma bir ayrıcalık olarak görüyorum. Bu projeyi benim gibi bir sene bekleyen başka oyuncular da var. “Ezel” yaklaşık 2-2,5 senelik bir çalışmanın ürünü. Senaryoyu okuduğumuz zaman zaten hepimiz “Biz bekleriz” demişiz. Senaristimiz Kerem Deren, yazdıklarını takip ettiğim ve çok başarılı bulduğum bir yazar. Zaten benim için bir projedeki en önemli faktörler, senaryo ve yapım şirketidir. ıyi bir senaryo kötü bir yapımla mahvedilebilir, kötü bir senaryo iyi bir yapımla başarılı sonuçlar elde edemeyebilir. Bu sistem “Ezel”de iyi işliyor ki böyle bir sonuç ortaya çıkıyor.
Tevfik, aynı zamanda bir başkası uğruna adam öldürebilecek biri. Sizce bu bağlılık başına iş açar mı?
- Tevfik kime, ne kadar bağlı acaba? Her şey göründüğü gibi mi? Ben bu dizide kimin kime ne kadar sadık olduğu konusunda emin değilim. (Gülüyor) “Ezel”de bir bölümde geçen hikayeyi birçok dizide bir sezonda izliyorum. Tevfik’le ilgili tahmin edilemeyen olaylar yaşanıyor. O yüzden rolümle ilgili büyük cümleler kuramıyorum. Çalıştığım en zor projelerden biri “Ezel”, çünkü Tevfik birine çok samimi davranıp ötekinin kuyusunu kazarken dahi ona yakın olabiliyor. Ezel’e “Bana güvenebilirsin” diyor, Ali’ye de aynı samimiyetle yaklaşıyor. Tevfik’in Ali’de bulduklarıyla Ezel’de buldukları farklı. Ali’yi belki biraz daha kendisine benzetiyor. Ama ödenmesi gereken bir borcu var. O yüzden şu anda her yere gidebilecek gibi duruyor. Ben de merakla bekliyorum.
İKİZİMLE KONSERVATUVAR BAHÇESİNDE BÜYÜDÜK
Dizi sesli çekiliyor, bu açıdan bakınca oyuncuyu zorlayan ya da ona kolaylık sağlayan taraflar neler?
- Sesli çekim, oyuncuyu kesinlikle rahatlatan bir şey. 12 senedir seslendirmenin içindeyim ama kendimi dahi seslendirirken oyunun mutlaka bir şey kaybettiğini düşünüyorum. Zaten oyuncunun sesi, fiziği ve yeteneğinin ayrı değerlendirilmesi taraftarı değilim.
Oyuncu bir ablanın, Esra Akkaya’nın kardeşi olmak kariyerinizi nasıl etkiledi?
- Tabi ki olumlu etkiledi. Kariyerimden öte, hayatımı olumlu etkiledi. ıkiz kardeşim Kaya ile konservatuvar bahçesinde büyüdük diyebilirim. Sırf bu yüzden, bilincimi başka mesleklere kapattığım için, o dönemler iki kademe olan üniversite sınavının ilkine girdikten sonra ÖYS’ye girmedim. ÖSS’de baraj puanını geçtikten sonra yetenek sınavına girdim ve konservatuvarlı oldum.
SETTE KENAN’IN ÇOK YARDIMINI GÖRÜYORUM
“şöhret Okulu” dizisindeki rolünüz için özel olarak klarnet dersi almıştınız. “Ezel” için buna benzer bir ön hazırlık yaptınız mı?
- Aslında ders almadım, evde çalıştım. Sette onun üzerine başka bir melodi ekleniyordu, benim çaldığımı insanlar duymuyordu. Sadece nasıl doğru tutulur, nasıl doğru üflenir gibi konularda bir-iki profesyonelden yardım aldım. “Ezel” için bu tarz bir çalışmam olmadı. Böyle bir araştırma yapacağım malzemem de yoktu.
Dizide Kenan İmirzalıoğlu ile oynuyorsunuz. Bu tarz rollerde daha çok gördüğümüz biri. Onunla oynamak size kolaylık sağladı mı?
- Tabii ki sağladı. Çünkü Kenan, kolaylıkla yardım isteyebildiğim, danışabildiğim, sohbet ederken keyif aldığım ve “ıyi ki tanıdım” dediğim insanlardan biri. Çok faydasını, çok yardımını görüyorum.
Bir bankanın reklam filminde komik bir taksi şoförü rolünde karşımıza çıkmıştınız. Komediye bakış açınız nedir?
- Ben gülmekten ve güldürmekten çok eğlenen, keyif alan bir adamım. Sette Yiğit (Özşener) bana çok güler ve “Sen komedi oynamalısın” der. Oynarken de çok eğleniyorum ama sanırım eşkalden dolayı bana komedi rolleri fazla gelmez. Geldiği zaman da keyfini çıkararak, hakkını vermeye çalışıyorum.
EKRANI MOZAİKLEME EMEĞE SAYGISIZLIK
“Kurtlar Vadisi” dizisi ve “Kurtlar Vadisi Irak” filminde rol almış bir oyuncu olarak; toplumun şiddete bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Diziler insanları şiddete mi yönlendiriyor?
- Bu durum yapılan dizilerle ya da işlerle ilgili değil, izleyenlerle ilgili. Ülkemizde yapılanın 10-20 kat daha şiddetlisi diğer ülkelerde yapılıyor. Ama suç oranlarına bakarsak, belki bizim daha fazladır. Hollywood diye bir sektör var. Neredeyse dünyayı yöneten bir sektörden bahsediyoruz. Adamlar uçak patlatıyor, birbirlerini öldürüyor. Ama ben bir tek bizim ülkemizde mozaikleme diye bir şey görüyorum. Bir gün psikopat bir katili oynadığımda beni bile mozaikleyebilirler! Çocukların kötü etkilendiğini düşünüyorlarsa buna başka bir sınırlama, belki bir saat sınırlaması koymalılar. Mozaiklenmeyi yapılan işe, oradaki emeğe saygısızlık olarak, sansür olarak görüyorum. Sansüre de karşıyım!
TİYATRODAN VAZGEÇEMEM
İlerleyen süreçte tiyatro ağır basacak mı, yoksa dizi ya da sinemaya doğru bir kayma mı göreceğiz?
- Tiyatro bende her zaman ağır bastı. Henüz üçüncü sınıftayken, şimdi “Kapalıçarşı” dizisinde oynayan Onur Bayraktar ile “Stüdyo Drama” adında bir tiyatro kurduk ve senelerce o tiyatroda oyunlar oynadık. Çok zorluklarla karşılaştık. Bugün yine konservatuvar mezunu altı arkadaşımla beraber tiyatro yapıyorum ve yine aynı zorlukları yaşıyorum. Ben her zaman tiyatro yapmaya çalıştım, çünkü beslendiğim, kafamı boşalttığım, mutluluğumu yaşadığım yer orası. Ondan vazgeçmem mümkün değil. Halen, yönetmen Serdar Akar’ın maddi-manevi desteğiyle kurmuş olduğumuz “Tiyatro Adam”la birlikte tiyatro yapmaya devam ediyoruz.
Aysun Kayacı’nın, Süzer Holding’in veliahtı Baran Süzer ile ilkbaharda başlayan aşkları evliliğe doğru gidiyor. Baran Süzer’in annesi Nazan Süzer onayladığı ilişkiyle ilgili görüşlerini Bugün’e açıkladı. Nazan Süzer, müstakbel gelin adayı Aysun Kayacı için “Oğlumla yurtdışındayken görüştük beraberlerdi. Evlilik hazırlığında olup olmadıklarını bilmiyorum ama oğlum mutluysa karşı çıkmam. Evlenmelerini isterim” dedi.
‘OĞLUMA YAKIŞMIYOR’
Bugüne dek oğlunun sadece Helin Avşar’la ilişkisini onaylamadığını söyleyen anne Süzer, “Karşı çıktım çünkü oğluma yakışmıyordu. O hanım oğlumun kariyerini aşağı çekmişti” diye konuştu. Aysun Kayacı’nın üniversite mezunu aklı başında bir kız olduğunu belirten Nazan Süzer sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplam iki üç flörtü olmuş. İyi okuyan akıllı güzel bir kız. Oğlum da mutluysa neden ben hayır diyeyim. Tuğba Özay’ı da çok sevmiştim. Zamanında onun da gelinim olmasını çok isterdim. İnşallah Aysun gelinim olur. Yaşları geldi ikisinin de. Millet kaç flört yaşıyor evleniyor, mutlu oluyor. Aile kızları daha dejenere ama onların ismi yok. Diskolarda 15 yaşındaki kızlar neler yapmıyor. Aysun manken olduğu için adı çıkmış. Öbürleri gizli kapaklı yapacaklarını yapıyor. Dejenere bir kız değil.”
GELİN ADAYINI KORUDU
Nazan Süzer, babasına “Alkolik şizofren” diyen Aysun Kayacı’ya ’yayın yoluyla hakaret’ten 2 yıl 4 aya kadar hapis davası açan Selahattin Kayacı’ya karşı müstakbel gelinini korudu. Nazan Hanım, “Ne hakla mahkemeye veriyor. Babalık mı yapmış Aysun’a” diyerek tepki gösterdi.